Türkiye Cumhuriyeti

Addis Ababa Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Sudan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Gandur Ile Ortak Basın Toplantısı, 26 Ekim 2016, Ankara , 27.10.2016

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok değerli basın mensupları, bugün değerli kardeşim Sudan Dışişleri Bakanı İbrahim Gandur’u ülkemizde ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Öncelikle bu ziyaretin geç de olsa gerçekleşmiş olmasından duyduğum memnuniyeti vurgulamak isterim. Bu gecikme İbrahim kardeşimden kaynaklanmadı, daha ilk günden Türkiye’ye gelmek istediğini söylemişti, ama yoğunluktan dolayı New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan sonra bu ziyareti gerçekleştirme konusunda mutabakata vardık. Kendisi ile birçok konuyu değerlendirdiğimiz, Venezuela Margarita Adasında Bağımsızlar Toplantısı Zirvesinde de görmüştüm. Bugünkü görüşmemizde de darbe süreci ve sonrası, ikili ilişkilerimiz, hem Sudan’ın bölgesindeki, yani Afrika’daki Sudan’ın Güneyi, Batısı, Kuzeyindeki gelişmeleri değerlendirdik, hem de Türkiye bölgesindeki gelişmeleri, Irak ve Suriye gibi konuları değerlendirme fırsatı bulduk. 

Değerli kardeşim, İbrahim Gandur’a ve Sudan yönetimine, Sudan halkına darbe girişiminden sonra bize verdikleri destek ve gösterdikleri dayanışma için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca FETÖ bağlantılı kurum ve kişilere yönelik aldıkları ve almakta oldukları tedbirler için de ülkem adına şükranlarımı sunuyorum. 

Sudan’da başta ulusal diyalog sürecinin başarılı bir şekilde sonuçlanması olmak üzere Sudan’ın ülke içindeki istikrarı ve güvenliğini, huzuru arttırmak için aldıkları tedbirleri ve attıkları adımları takdirle karşılıyoruz. Ayrıca biraz önce bahsettiğim gibi Sudan’ın komşu ülkelerdeki sorunlara dengeli ve objektif katkılarını da takdirle karşılıyoruz. Komşu ülkelerdeki gelişmeler sebebiyle çok sayıda mülteci Sudan’a gelmiştir. Türkiye’deki gibi sayısı aynı olmasa da, çok sayıda mülteciyi ve göçmeni ülkesinde ağırlayan bir ülkedir. Ayrıca Sudan’ın uluslararası camiayla ilişkilerini düzeltmek için, normalleştirmek için çabalarını hem takdirle karşılıyoruz, hem de destekliyoruz ve desteklemeye devam edeceğiz. İkili ilişkilerimizi de siyasi ve ekonomik alanda geliştirmek için gayret sarf ediyoruz. İki Bakanlık arasında da harika bir işbirliği var ve önümüzdeki süreçte Karma Ekonomik Komisyonu toplantısı başta olmak üzere karşılıklı ziyaretler ve ortak toplantılar gerçekleştireceğiz. Sudan’da önemli projeleri destekliyoruz; tarım ve kalkınma projelerini. İşadamlarınızın yatırım için Sudan’a ilgisi her geçen gün daha da artıyor. Tüm bu adımlar ikili ticaret hacmimizin artmasına da vesile oluyor. Önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde Sudan’a bir ziyarette bulunacağımı değerli kardeşim İbrahim’e bugün söz verdim. Bugün Sayın Başbakanımız ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da kardeşim İbrahim Gandur’u kabul edecek. 

Sevgili kardeşime hoş geldin diyorum. Sözü kendisine bırakıyorum

(NOT: Konuk Bakan Basın Toplantısında İngilizce konuşmuştur. Toplantıda İngilizce ’den Türkçeye ardıl çeviri yapılmıştır. Deşifre bu çevirinin metnidir.)


 

SUDAN DIŞİŞLERİ BAKANI İBRAHİM AHMED ABDULAZİZ GANDUR- Ben de değerli dostum ve kardeşim Sayın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Öncelikle Türkiye’yi ziyaret etme vesilesini doğuran bu nazik davetleri nedeniyle ikinci olarak da tabii ki karşılıklı olarak gerçekleştirdiğimiz ortak ve son derece başarılı ve verimli görüşmeler nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum. Türkiye’yi ziyaret etmek bizler için her zaman büyük bir zevk ve gurur. Malumunuz zaten Sudan ve Türkiye arasındaki ilişkiler gerçekten çok köklü bir geçmişe ve tarihe sahip. İki ülkenin gerçekten çok önemli bir ortak paydası olduğunu söylemek mümkün. Evet, bu ziyaret biraz geç gerçekleşiyor, ama geç olsun güç olmasın en nihayetinde bugün burada bulunmamızın temel amacı Sudan Hükümetinin ve Sudan halkının Türkiye’de yaşanan darbe girişiminin başarıyla üstesinden geldikleri için Türk Hükümetine ve Türk halkına olan desteğini bir kez daha ifade etmektir. 

Gerçekten de bu darbe girişiminin Türkiye’de, Türk halkı tarafından bozguna uğratılması bizleri de derinden etkilemiştir. Türk halkı gerçekten de demokratik olarak iş başına gelen kurumlarını ve Hükümetini ne kadar desteklediğini bir kez daha göstermiştir. 

Bugün yaptığımız görüşmeler son derece olumlu ve son derece faydalı oldu. İkili ilişkilerimizin gelişmekte olan durumundan ve seviyesinden bahsettik, tabii ki ikili ilişkilerimizin düzeyi bizi şu an memnun etmekle birlikte yine de bu ilişkileri geliştirebileceğimiz alanlar var ve bunlar üzerinde de biz bugün durduk. 

Tabii Türkiye hem uluslararası camiada, hem de kendi bölgesinde ekonomik anlamda bir başarı hikâyesi, diğer yandan bakacak olursanız Sudan hem tarım ve madencilik hem de diğer alanlarda çok ciddi potansiyele sahip bir ülke. Dolayısıyla, bu temaslardaki amacımız ve beklentimiz Türkiye’nin farklı alanlarda ekonomik başarı hikâyesi yaratma beceresinden ve bilgi birikiminden de istifade etmek. 

Hâlihazırda Sudan’da zaten Türkiye’den çeşitli yatırımcılar ve şirketler bir mevcudiyete sahip ve Sudan’da yatırımları ve faaliyetleri bulunmakta. Tabii daha fazla şirketi ve yatırımcıyı Sudan’a davet ediyoruz ve Sudan’da görmek istiyoruz. Onların da Sudan’da başarıya ulaşmaları için hangi kaynaklara ihtiyaçları olacaksa bunları temin etmeye hazırız. 

Yine bugün yaptığımız görüşmelerde iki ülke arasında ikili bir siyasi istişare komitesinin teşkil edilmesi kararını vermiş bulunuyoruz. Yine önümüzdeki dönemde iki ülkenin Tarım Bakanları da ikili temaslar çerçevesinde ve komite çalışması kapsamında bir araya gelecekler. 




Yine değerli kardeşim, Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu’nun da belirtmiş olduğu üzere kendisini ülkemizi ziyaret etmeye davet ettim ve önümüzdeki yılbaşında da kendisi Hartum’u ziyaret edecek. 




Bu konulara ilaveten, hem Sudan’ın içerisinde bulunduğu bölgede, hem de Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgede önemli olan gelişmeleri, ki bunlar da birbiriyle ilintili gelişmeler, görüşme fırsatımız oldu. Malumunuz Sudan Afrika Kıtasının ortasında yer alan bir ülke; Doğu Afrika’yla, Batı Afrika’yı Sahraaltı Afrika’yla, Orta Afrika ve Kuzey Afrika’yı birbirine bağlayan bir konumda ve bu bölgenin tamamı da gerek ülkelerin kendi içlerinde, gerekse farklı ülkeler arasındaki karmaşalar ve gerilimlerden etkilenmekte. 

Türkiye’de aslında coğrafi olarak baktığımızda bizden çok uzak bir noktada sayılmaz. Türkiye’de içinde bulunduğu bölge itibariyle benzer zorluklar ve güçlüklerle karşı karşıya olan bir ülke ve Türkiye’nin yaşamış olduğu bu zorluklarda bizler için son derece önemli. 

Bugün yaptığımız görüşmede yine değerli dostum Sayın Bakanı ülkemizde devam etmekte olan demokratik süreçle ilgili de bilgilendirme fırsatım oldu. Malumunuz Sudan Hükümeti 2 yılı aşkın bir süredir diyalog yolunu seçmiş durumdaydı ve iki yıldır devam eden ulusal diyalog sürecini başarıyla sonuçlandırdık. Bu diyalog sürecinde tüm siyasi paydaşlar yer aldı. Yine Türk Hükümetine değerli dostum Sayın Bakan vasıtasıyla da teşekkür etme fırsatına eriştim, zira Türk Hükümeti Sudan’a farklı uluslararası platformlarda desteğini esirgemiyor. 

Bugün yine yapacağımız temaslar kapsamında Sayın Başbakanla bir araya geleceğiz, kendisine Birinci Başkan Yardımcımızın selamlarını ve iyi dileklerini aktarma fırsatım olacak. Yine daha sonrasında da Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelme fırsatımız olacak. Kendisine Devlet Başkanımızın iyi dileklerini ve selamlarını ileteceğim. Yine Sayın Meclis Başkanı’yla bir araya gelerek Sudan Meclis Başkanının da iyi dileklerini kendisine aktarma fırsatım olacak. Türkiye’de belki 8 saat gibi kısa bir süre geçiyorum, ama bu 8 saatin 8’i de dolu dolu ve son derece faydalı sonuçlar doğuracak görüşmeleri içeriyor. 


Değerli kardeşim Sayın Çavuşoğlu’na çok teşekkür ediyorum, sizlere de teşekkür ediyorum. 

SORU- Sayın Çavuşoğlu’na iki sorum olacak. Efendim, Türk Silahlı Kuvvetleri bugün bir açıklama yaptı. Suriye rejim güçlerinin, muhalifleri bu sabah hava saldırısıyla vurduğunu açıkladı. İki muhalifin de hayatını kaybettiğini duyurdu. Bu noktada Türkiye’nin bir tepkisi, bir adımı olur mu? Bu gelişme Fırat Kalkanı Operasyonunun bundan sonrasını nasıl etkiler? 

Bir diğer sorum Irak’la ilgili… Haşdi Şabi’nin Telafer’e girmekte olduğu iddiaları var. Türkiye’nin de bu konudaki hassasiyetini biliyoruz. Bu noktada Türkiye’nin kara operasyonu gibi bir gündemi olur mu? Bir televizyon kanalında da Irak’taki gelişmeler gerektirirse böyle bir adım atabileceğinizi söylemiştiniz. Nasıl değerlendiriyorsunuz? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ediyorum. Suriye’de rejimin ve rejimin destekçilerinin bugüne kadar DEAŞ gibi bir derdi olmadı. Yani hepimiz DEAŞ’a yönelik hiç saldırı yapmadıklarını biliyoruz. Aynı şekilde Suriye’de rejimin ve rejimin destekçilerinin, Suriye’yi bölmek isteyen, bir terör kantonu oluşturmak isteyen YPG ve PKK’yla da bir derdi olmadı. Rejimin Suriye topraklarını bölmeye çalışan başka bir terör örgütüne yönelik de saldırdığını hiç görmüyoruz. Rejim destekçilerinin bazen DEAŞ’a yönelik sembolik atışları var, o da göstermelik. Kime saldırıyorlar? Özgür Suriye Ordusu’na, yani ılımlı muhalefete ve DEAŞ’la mücadele eden güçlere saldırıyorlar. Ülkenin topraklarının yüzde 40’ını bir terör örgütü işgal etmiş. Rejim terör örgütüne karşı mücadele eden güçlere saldırıyor. İşte burada, rejimin ve destekçilerinin ajandasının ne olduğunu açıkça görüyoruz. 


Esasen onların El Nusra diye de bir derdi yok. El Nusra ve DEAŞ konusunda bizim tutumumuz net. Bakanlar Kurulu kararıyla bunları terör listesine alan ilk ülkelerden bir tanesiyiz. Ama El Nusra’nın Halep’ten çekilmesini istemelerinin sebebi de; barış ya da ateşkesi sağlamak ve siyasi çözüm için değil, Halep’i ele geçirmektir. Bunları görüyoruz, yüzlerine de açıkça söylüyoruz. Bu tür saldırılar, Özgür Suriye Ordusu ve koalisyon içindeki ülkelerle beraber DEAŞ’a karşı mücadelemizi durdurmaz. Fırat Kalkanı operasyonu da devam edecektir. Fırat Kalkanı Operasyonu’nun tek amacı, DEAŞ’ı bu bölgeden temizlemektir. Bir taraftan ateşkes çalışmaları var. Halep’in kendi ayrı gündemi var. Halep’te ateşkes ve insani yardım konularında, fikirdaş ülkelerle bazen altılı bazen de dokuzlu olmak üzere, değişik formatlarda farklı yerlerde biraraya geliyoruz. Bu konuda çaba sarf ediyoruz. Rusya ve İran gibi ülkelerle de görüşüyoruz. Buradaki operasyonun tek amacı burayı DEAŞ’tan temizlemektir. Dolayısıyla bu operasyon El-Bab’a kadar ilerleyecektir. Bu bölgeyi güvenli bölge ilan etmeliyiz ki insanlar buraya dönmek istiyorlarsa rahatlıkla dönebilsinler. Hayatın normale dönmesi için böyle bir operasyonun devam etmesi gerekiyor ve devam da edecek. 

Biz Irak’ta ve Suriye’de mezhepçi yaklaşımlara hep karşı olduk ve bunun tehlikesine işaret ettik. Maliki’den bu yana bu tür mezhepçi anlayışıyla mezhepçiliği daha da derinleştiren adımların ne kadar tehlikeli olduğunu Irak’ta ve Suriye’de gördük. Fakat bunlardan ders alınmadığı da açıkça ortadadır. Bazı ülkelerin ve grupların da tahrik ve desteğiyle intikam duygusu içerisinde olan Haşdi Şabi’nin bir taraftan Musul’a girmek istediğini, bir taraftan da Sünnilerin ağırlıkla yaşadığı diğer bölgelere saldırmak istediğini görüyoruz. Evet, DEAŞ’la mücadele edilmeli. Ama bu mücadele DEAŞ sonrasını iyi planlayarak yerel güçlerle yapılmalı. 


Musul ve Telafer’deki etnik ve mezhepsel dengeler çok iyi dikkate alınmalı. Biz bunları söylüyoruz. 



Dün de söyledik: Eğer PKK ve DEAŞ’ın yer aldığı bu bölgedeki gelişmeler, güvenliğimizi tehdit edecek bir duruma gelirse, koalisyon içerisindeki katkımızın yanında kendi güvenliğimizi sağlamak için de tedbirlerimizi alırız. Her türlü tedbirimizi alırız. Bu bizim hakkımızdır. Her şeyden önce uluslararası hukuktan kaynaklanan bir haktır. 



Diğer taraftan Telafer veya diğer bölgelerde saldırı olursa ve yine bize yönelik bir tehdit oluşursa, burada da tedbir alırız. Ayrıca Allah’a şükür; buradaki Türkmen kardeşlerimizin hak ve hukukunu koruma konusunda kararlığımızda muktediriz. Oradaki kardeşlerimizi de hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Eğer onlara zulme yönelik saldırılar olursa, elbette biz de buna duyarsız kalmayız. 



Teşekkür ediyorum efendim. 



SORU- Anadolu Ajansı… Konuk Bakana bir soru sormak istiyorum. Sudan’da FETÖ’ye ait okulları kapattınız. Hem Türk halkı, hem kamuoyu bunu memnuniyetle karşıladı. Diğer Afrika ülkelerine, özellikle de FETÖ yapılanmasının çok yoğun olduğu Afrika ülkelerine bir mesajınız var mı? 



Teşekkürler. 

SUDAN DIŞİŞLERİ BAKANI İBRAHİM AHMED ABDULAZİZ GANDUR- Çok teşekkür ediyorum bu soru için. 



Tabii az önce de ifade etmiş olduğum üzere Türkiye’nin güvenliği, bizim için de, Sudan için de kırmızı çizgilerimizden birini teşkil etmektedir. Türk Hükümetine, Türk halkına, Türk yönetimine bu darbe girişimi akabinde vermemiz gereken desteğin bir boyutu da tabii ki bu tür önlemlerin alınmasını gerektiriyordu. Bu terör örgütüyle ilintili olan kurumların ve okulların kapatılması gerekiyordu. Biz de bu okulları kapattık. Şu anda bu okulları Milli Eğitim Bakanlığımıza devretmiş durumdayız. 


Bu noktadan itibaren Sudan Milli Eğitim Bakanlığı, bu okulların nasıl yönetileceği ve idare edileceğine karar vermekte yetkili makam olacak. Zaten kısa süre içerisinde, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığından da bir heyeti ülkemizde ağırlayacağız. Kendileriyle bu konuda bir fikir alışverişimiz olacak. Bu adıma ek olarak, FETÖ terörist örgütüyle ilintili olan tüm kişilerin Sudan’dan ayrılmalarını talep ettik. Zaten bu kişiler de Sudan’ı terk ettiler ve Sudan’da artık mevcut değiller. 


Türkiye, Türk Hükümeti uzunca bir süreden beri Afrika’nın farklı ülkelerinde önemli adımlar atıyor. Önemli yatırımlarda bulunuyor. Türk Hükümetinin Afrika’nın farklı ülkelerine vermiş olduğu önemli bir destek söz konu. Dolayısıyla diğer Afrika ülkelerine tavsiyemiz ve vereceğimiz mesaj; Sudan Hükümetinin ve Afrika’daki bazı diğer ülkelerin de yapmış olduğu gibi kendi güvenlikleri ve Türkiye’ye darbe girişimin akabinde gösterecekleri destek açısından, bu tür kurum ve kuruluşları kapatmaları yönünde olacaktır. 

Teşekkürler.